Sıkıcı bir yazı…

Dört buçuk milyar yaşındaki dünya üzerinde, 30. yılımın içine girdim. Dile kolay tam otuz yıl. Ne kadar şanslıyım ki şu an sağlıklı ve huzurluyum.

Bu sürede birçok hatamın yanında birçok başarım da oldu. Beni üzen, keşke olmasaydı dediğim çok günlerim; mutluluktan deliye döndüğüm, hiç bitmesin dediğim çok zamanlarım oldu. Birçok kişi tanıdım otuz yıllık ömrümde; birçok kişiyi unuttum yine bu sürede. Muhtemelen çok sayıda kişiyi kırdım, üzdüm ama çok daha fazlasını gülümsetmeyi başardım. Kısaca iyi kötü geldim bu güne.

30 yıl, 360 ay, 1565 hafta veya 10958 gün… Her saniye biraz daha yaşlanıp uzaklaşıyorum sevdiklerimden ve hayattan. Bu yüzden her saniyenin önemini ve kıymetini bilmek için çaba gösteriyorum. Mesela birçok kişinin yapamadığını yapmaya, mutlu yaşamaya çalışıyorum.

Bugün benim doğum günüm… İster inanın ister inanmayın pek sevemedim doğum günlerimi. Genelde de beni çok heyecanlandırmaz. Hatırlanmak mutlu eder ama kutlanmaması da pek üzmez. Hatta öyle hediye beklentim bile olmaz. Sıradan bir günden farklı değildir bana göre. Bana göre bu günün diğerlerinden tek farkı, belki de sadece bu yazıdır.

Ailem, akrabalarım, arkadaşlarım, tanıdığım ve tanımadığım, yanımda olan, olmayan, başında sıkıcı bir yazı dememe rağmen ömründen bir dakikasını ayırıp bu yazı okuyan, doğum günümü kutlayan ve kutlayacak olan herkese çok teşekkür ederim.

İyi ki varsınız…
07/05/2016