Kanser hastası olmak!

Bu satırları yazan GAMZE hanım henüz genç bir anne... 3 yaşında bir oğlu var ve kendisine lösemi teşhisi konuldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümünde yatıyor.
Bu satırları yazan GAMZE hanım henüz genç bir anne... 3 yaşında bir oğlu var ve kendisine lösemi teşhisi konuldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümünde yatıyor.

Birkaç dakikalığına benim gibi, yada bu hastalığı yaşayan diğer insanlar gibi hissetmek için sadece birkaç dakika olsun bu tabi ömrünüzde, yerinize koyarmısınız bizi…

Doktor demiştir kansersin diye, dediği an savaş başlar aslında. Bedeniniz kendindeki değişikliliğe inanamaz. Siz hiç inanamazsınız kanserin bedende yarattığı güce, bu kadar nasıl güçlü olabilir.

Sabah kalkarsınız yataktan adım atmaya haliniz yoktur, halbuki dinlenmiş olmalısınız değilmi onca uykudan sonra. Zorla adım atarsınız elinizi-yüzünüzü yıkamak istersiniz. Ama sıvı sabuna bile basacak haliniz yoktur. O an şaşarsınız yok artık diye ama gerçek bu, ben sıvı sabuna bile basamadığım için klozetin tepesinde hüngür hüngür ağlamıştım hatırlıyorum.

Sonra minik yavrunuz kalkar yataktan, uyanır uyanmaz oyun ister bütün ter bezleriniz çalışana kadar çaba sarfedersiniz çünkü annesiniz. Ama hep çaktırmadan yavrunuza yavaş yavaş hareket edersiniz.  Nederse yaparsınız hiç üşenmeden kanseri o an ben yenicem dercesine. Başka çareniz yoktur o an üç yaşına bile girmemiş afacanınız gözlerinizin içine bakıpta birşey anlamasın diye. Çünkü hastanedeki yatak boşalana kadar zamanınız vardır yavrunuzun her istediğinin annesi tarafından yapılmasına. Her saniye değerlidir, hastaneden ne zaman haber gelirse bavulunuzu evden alıp gitmek için hazırsınızdır.

Öğle uykusu saati gelmiştir yavrunuzun ”’Anne beni salla der”’ kemiklerim çok ağrıyor dayanamıyorum Atakan sallamasam olur mu demeye hiç hakkınız yoktur. Tabikiiiii Annecim derim güzel bir ses tonuyla, çünkü anneyim, acımı hissetmem ben. Tam zorlada olsa tombik yavrunuzu bacağınıza yastık koyup yerleştirmişsinizdir, başlarsınız ninni söylemeye masal ister. Tamam sen yat ben getireyim dersiniz. Yatakdan inip adım atmaya haliniz yoktur o kadar halsizsinizdir. Yan odadan gidip masal kitabını aldığınızda nefes nefese kalmışsınızdır. Nefesinizi düzenlemek için harcadığınız çabaya siz bile şaşarsınız. Bu masal nasıl bitecek diye hiç düşünmeden aralarda bolca derin nefes alarak masalı tamamlamaya çalışırsınız. Kan ter içinde kalmışsınızdır, kalp atışınız, nabzınız üst sınırlardadır. Ama annesiniz yapacak birşey yoktur. Yavrunuz uykuya dalar, gözleriniz kapanır bir kanser hastasına göre olağanüstü bir performans yapmışsınızdır ama uyumak size yoktur. Evdeyken uykuda harcanacak kadar bol vakitiniz yoktur. Yavrunuz uyur siz onu izlersiniz gözünüzü kırpmadan. Dua edersiniz bugünde hastaneden yatak boşaldı haberi gelmesin diye. Bu bedeniniz için ne kadar zararlıdır bilirsiniz bir saat bile değerlidir belki bu hastalıkda biran önce kemoterapiye başlamak ama dedim ya SİZ ANNESİNİZ. Hiç bir önemi yoktur birgün daha Allahım izin ver bana oğlumun yanında kalayım birgün daha diyerek dua edersiniz. Yavrunuz uyuduğunda ancak ağlarsınız sessizce, başka türlü gözünüzde yaş görmemeli çünkü. Uyanır, yavrunuzun hayatı kaldığı yerden devam eder ama haber çoktan gelmiştir minik kuzunuz uyurken. Hadi derler yavrunuzdan bu hastalık yüzünden ayrılırsınız, sevdiklerinizdende. Ağlamaya haliniz kalmamıştır, evden çıkana kadar sadece gözyaşınızı akıtmadan tüm sabrınızıda yanınıza alarak oyun oynarsınız, ortada hiçbirşey yokmuşcasına.

Kalbiniz sessizce konuşur,

Ben gidiyorum annecim, belki de ölüme gidiyorum, belki de kurtulmaya bende bilmiyorum sonumuz ne olacak. Ama ruhumu senin yanında bırakıyorum ve seni Allah’a emanet ediyorum canım yavrum. Bedenim ya belli bir süre yanında olmayacak, ya da sonsuza kadar yanında olacak… Dedim ya bende bilmiyorum sonunu. Ama seni çok sevdim, sen hayatıma girince babanla ben sanki senin için yaşadık bunu hiç ama hiç unutma. Her anne diye ihtiyacın olduğunda avucuna bıraktığım öpücüğü düşün canım yavrum. Seni çok seviyorum ve hep seveceğim unutma bunu.

Benim bu anlattıklarım evden ayrılmadan yaşadıklarım. Birde bunun tedavi başladığı andaki kısımı var. Kemoterapinin etkisi bedeninizi ne hale getiriyor ona şuan hiç girmiyorum bile. Peki ya psikolojiniz ne kadar sağlam olursa olsun, çöküntünün altında kalıyor resmen o konuyada girmiyorum. Ne kadar zor değil mi?

Bu yazdıklarım emin olun yaşadıklarımın ya da bu hastalığı yaşayanların binde biridir anlattıklarım. Peki vicdanı olan neden sırf üşeniyor diye hayattayken kanıyla can olmak istemez. Ben buna anlam veremiyorum. Sadece bir tüp kan verip, bir hayata can katmak istemez…

Şunu unutmayın eğer ilik bekleyenlere siz yetişemezseniz kanınızla can olmazsanız. Azrail yetişip o canı alır. Vebali kimin boynuna. Rabbim bu hastalığı vermiş ama tedavisinide vermiş. Bundan sonrası sizin tercihiniz. Belkide yazdıklarımı kendi yerinize birkaç dakikalığına koyamadınız bile, buna bile gücünüz yok. AMA BİZ BUNLARIN FAZLASINI YAŞIYORUZ UNUTMAYIN.

Haydi TÜRKİYE bunu yapabilir. Bakanlıklara ulaşabilir bunun için hastanelere bütçe çıkartabilir. Size düşen sadece BİR TÜP KAN.

KANINIZDA HAYAT VAR UNUTMAYIN…

Gamze Annenin yazılarını takip edin, destek verin : http://atakan310309.wordpress.com/2012/04/15/kanser-hastasi-olmak/

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: